Zih sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Niğde’den Nevşehir’e kaç” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Niğde’den Nevşehir’e Kaç? İçimde Biriken Yolların Hikâyesi
Kayseri’de başlayan, içime sığmayan bir sıkışma hissi
Kayseri’de yaşıyorum. Yirmi beş yaşındayım ve defterlerim dolu. Kimi zaman cümle kurmadan sadece çizgiler, karalamalar, yarım bırakılmış düşünceler… İnsan bazen konuşarak değil, yazarak nefes alıyor. Benim nefes alışım biraz böyle.
Son zamanlarda içimde garip bir huzursuzluk var. Ne tam bir kaçış isteği, ne de kalma kararı. İkisinin arasında sıkışıp kalmış bir şey. Sabahları uyandığımda ilk aklıma gelen şey şu oluyor: “Bugün nereye gitsem de kendimi biraz unutabilsem?”
İşte tam da böyle bir günde, aklımın içinde dönüp duran o soruyu tekrar ettim: Niğde’den Nevşehir’e kaç?
Bunu bir yer sorusu gibi değil, bir ruh hâli gibi düşündüm. Sanki bir şehirden diğerine gidersen, kendinden de biraz uzaklaşabilirmişsin gibi…
Ama biliyorum, insan kendinden kaçamıyor. Yine de deniyor.
Niğde’ye giden yol: Aslında içime giden bir otobüs
O gün Kayseri’den Niğde’ye geçtim. Sebep basit gibi görünüyordu: biraz hava değiştirmek, biraz uzaklaşmak. Ama içimde büyüyen şey basit değildi.
Otogarda otobüs beklerken insanları izledim. Herkes bir yere gidiyor ama kimse neden gittiğini yüksek sesle söylemiyor. Bir kadın çocuğunun montunu düzeltiyor, bir adam telefonla konuşurken sürekli “geliyorum” diyor ama sesi sanki hiç varmamış gibi.
Ben ise cebimde küçük bir defter taşıyorum. İçinde yarım kalmış cümleler var. Bir tanesi özellikle sürekli tekrar ediyordu:
“İçim neden bu kadar dar?”
Niğde yoluna bindiğimde cam kenarını seçtim. Cam kenarı benim için hep aynı şeyi ifade eder: kaçışa en yakın yer ama yine de içeride kalmak.
Niğde otogarı: sessiz bir başlangıç noktası
Niğde’ye vardığımda hava biraz serindi. Şehir bana ne sıcak geldi ne de uzak. Sanki beni tanımayan ama yargılamayan biri gibiydi.
Otogardan dışarı çıktım. Bir an durdum. O an içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Sanki bir şey başlamış ama ne olduğu belli değil.
İşte tam o anda yine o cümle aklıma geldi:
Niğde’den Nevşehir’e kaç?
Bu soru artık bir mesafe değil, bir anlam arayışıydı. Kaç kilometre olduğu umurumda değildi. Asıl merak ettiğim, bu iki şehir arasında giderken içimde ne kadar değişeceğimdi.
Bir banka oturdum. Etrafımdaki sesler birbirine karışıyordu. İnsanlar geliyor, gidiyor, valizler sürükleniyor, hayat devam ediyordu. Ama ben sanki bir anlığına dışarıda kalmıştım.
Defterimi açtım ve yazdım:
“Kaçmak mı istiyorum, yoksa sadece hissedilmek mi?”
Yolda olmak: Otobüsün içinde zamanın yavaşlaması
Niğde’den Nevşehir’e giden yol kısa denir. Ama bazı yollar mesafeyle ölçülmez. Benim için o yol uzundu. Çünkü zihnim çoktan başka yerlere gitmişti.
Otobüs hareket ettiğinde içimde küçük bir rahatlama oldu. Ama hemen ardından aynı tanıdık sıkışma geri geldi. Sanki bedenim gidiyor ama zihnim geride kalıyordu.
Camdan dışarı baktım. Tarlalar, boş alanlar, arada küçük evler… Her şey sakin görünüyordu. Ama benim içim hiç sakin değildi.
Bir noktada kendime şunu sordum:
“Ben gerçekten Niğde’den Nevşehir’e mi gidiyorum, yoksa kendimden biraz uzaklaşmaya mı çalışıyorum?”
Bu soruya cevap veremedim. Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, taşınmak içindir.
Otobüste yanımda oturan yaşlı adam bir süre sonra uyuyakaldı. Başını cama yasladı. Onun huzurlu hâli beni biraz kıskandırdı. İnsan nasıl bu kadar kolay uyuyabiliyordu?
Ben ise gözlerimi kapatınca bile zihnim susmuyordu.
Nevşehir’e yaklaşırken: içimde büyüyen sessizlik
Yol uzadıkça içimdeki düşünceler de şekil değiştirdi. İlk başta kaçış vardı. Sonra merak. Sonra belirsizlik.
Nevşehir’e yaklaştıkça gökyüzü farklı bir renge büründü. Sanki gün değil de ben değişiyordum.
İçimde küçük bir umut belirdi. Çok güçlü değil, ama varlığını hissettiren bir umut. Belki de sorun şehirlerde değil, benim durduğum yerdeydi.
Defterimi tekrar açtım. Bu sefer daha net yazdım:
“Belki de kaçmak değil, durmak gerekiyor.”
Ama hemen ardından içimden bir ses buna itiraz etti:
“Durursan her şey daha net olur. Ve netlik bazen can yakar.”
Bu ikilem beni yoruyordu. Ama aynı zamanda canlı hissettiriyordu.
Küçük bir hatıra: Kayseri’de yarım kalan bir akşam
Bir an zihnim Kayseri’ye gitti. Bir akşamüstü… Üşüyen ellerim, yarım kalmış bir konuşma, söylenmemiş cümleler.
Birinin gözlerime bakıp hiçbir şey söylememesi… İşte belki de her şey orada başlamıştı. Kaçış isteği dediğim şey, aslında orada biriken sessizlikti.
O akşamdan sonra defterlerim daha çok dolmaya başladı ama içim daha az boşalmadı.
Ve şimdi, Niğde ile Nevşehir arasında giderken bunu daha net hissediyordum:
Bazı yolculuklar şehirler arasında değil, geçmişle bugün arasında olur.
Nevşehir: varmak değil, fark etmek
Otobüs Nevşehir’e girdiğinde herkes hareketlendi. Çantalar toplandı, telefonlar açıldı, insanlar hazırlandı.
Ben ise sadece oturdum. Çünkü varmak benim için hiçbir zaman bitiş noktası olmadı.
İndim.
Soğuk hava yüzüme çarptı. O an içimde garip bir sakinlik oluştu. Sanki uzun süredir ilk kez nefes alıyordum ama bunun nedenini bilmiyordum.
Etrafıma baktım. Şehir bana yabancı değildi ama tanıdık da değildi. İkisinin arasında bir yerde duruyordu.
Ve yine o soru geldi:
Niğde’den Nevşehir’e kaç?
Bu sefer cevap aramadım. Sadece yürümeye başladım.
Yürümek: düşüncelerle aynı ritimde
Nevşehir sokaklarında yürürken adımlarım yavaşladı. Acelem yoktu. Kaçış da yoktu artık.
İçimdeki gürültü azalmıştı ama tamamen susmamıştı. Belki de hiç susmayacaktı.
Bir bankta oturdum. İnsanları izledim. Hayat devam ediyordu. Kimse kimsenin içindeki yolculuğu bilmiyordu.
Defterimi son kez açtım ve yazdım:
“Bazen kaçmak, sadece kendine yaklaşmanın başka bir yolu.”
İçimde kalan son düşünce
Önerdiğimiz İçerik: Nevşehir Kayseri otobüs bileti kaç lira ?
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Nevşehir'de şehir içi otobüs fiyatları ne kadar ?
Kayseri’den başlayan o sıkışma hissi tamamen bitmedi. Ama şekil değiştirdi.
Artık daha net görüyorum: mesele Niğde’den Nevşehir’e gitmek değil. Mesele, giderken kendime ne kadar dürüst olduğum.
Bazı sorular var, cevaplanmaz. Sadece insanın içinde taşınır.
Niğde’den Nevşehir’e kaç?
Belki kilometre olarak çok az. Ama insanın içindeki karşılığı bazen bir ömür kadar uzun.