Korumanın Başkenti Nedir? İzmir’de Bir Gün İçinde Aklıma Düşen Fazla Soru ve Az Cevap
Benzer Bir Yazı: Koruma duvarı nedir inşaat ?
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve günün büyük kısmını “ben bunu niye düşündüm ya?” diyerek geçiriyorum. Bir yandan Karşıyaka sahilde çay içip martılara bakıyorum, diğer yandan kafamın içinde bir danışma hattı var gibi sürekli sorular dönüyor. Bugün de o sorulardan biri geldi: Korumanın başkenti nedir?
Soru basit gibi duruyor. Hani sınavda görsen “kolay” diye işaretlersin, sonra cevabı görünce “ben bunu niye kaçırdım” dersin ya… İşte öyle bir his. Ama gel gör ki beynim bu soruyu öyle bir yerlere taşıdı ki, sanki coğrafya sorusu değil de gizli bir evren kapısı.
Sabah Simidi ve Varoluşsal Sorgular
Değerli ziyaretçiler, Zih ekibi bu yazısında “Korumanın başkenti nedir” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Sabah Bornova’da simit alırken kasiyer abi “poşet ister misin?” dedi.
Ben: “Hayır ama… koruma ister miyim acaba?”
Adam bana baktı. Ben ona baktım. O an aramızda kısa bir sessizlik oluştu. O sessizlikte ben zihnimde şunu düşündüm:
“Korumanın başkenti nedir? Simit midir, yoksa simidi koruyan susamlar mı?”
Biliyorum, saçma. Ama sabah 09:00 İzmir güneşi altında insanın beyni bazen Windows 95 gibi çalışıyor.
Simit elimde, yoluma devam ederken kendi kendime mırıldandım:
“Tamam, bunu çözmezsem gün bitmeyecek.”
Koruma Kavramı Üzerine Fazla Düşünmek
Koruma dediğimiz şey aslında hayatın her yerinde var. Mesela:
Telefon ekranına jelatin yapıştırıyoruz → koruma
Annem “üşütme” diye peşimi bırakmıyor → koruma
Mahalle bakkalı veresiye defterini saklıyor → koruma
Ama sonra kafama şu geliyor: Eğer her şey korunuyorsa, Korumanın başkenti nedir?
Bir başkent olmalı mı gerçekten? Yoksa bu tamamen benim gereksiz zihinsel olimpiyatım mı?
İç sesim devreye giriyor:
“Abi boşver, çay soğuyor.”
Ama ben iç sesimi dinlemiyorum. Çünkü bazen iç sesim çok mantıklı konuşuyor ve bu beni rahatsız ediyor.
İzmir Sokaklarında Felsefe Turu
Alsancak’a doğru yürürken kafamda küçük bir belgesel başladı. Sanki National Geographic değil de “National Psychological Chaos” izliyorum.
Bir banka oturdum. Yanımda iki kişi konuşuyor:
— “Abi telefonumu koruyucu kılıf aldım.”
— “İyi yapmışsın, kırılırsa üzülürsün.”
İşte o an beynim “BAŞLADIK” dedi.
Telefonu koruyoruz. Evi koruyoruz. Hatta bazen kalbimizi bile koruyoruz. Peki tüm bu koruma sistemlerinin bir merkezi varsa?
Korumanın başkenti nedir?
Bir şehir mi? Bir ülke mi? Yoksa sadece insanın kendini güvende hissetme çabası mı?
Kafamda bir an şöyle bir sahne canlandı:
Dev bir şehir. Adı: “Koruma City.”
Gökyüzünde dev bir tabelada yazıyor: Welcome to Protection Capital.
Ama sonra gerçek hayat devreye giriyor: Bir martı gelip simitimi çalıyor.
Martılar ve Koruma Teorisi
İzmir’de martılarla yaşamak, küçük bir sosyal sözleşme gibi. Sen simit alırsın, onlar “biz de dahiliz” der.
O an düşündüm:
Eğer martı bile simiti korumuyorsa, biz neyi koruyoruz?
Bir martı psikoloğu olsaydı şöyle derdi muhtemelen:
“İnsanlar koruma kavramını abartıyor. Biz sadece stratejik besleniyoruz.”
Ben ise içimden:
“Tamam ama Korumanın başkenti nedir gerçekten?”
Kafamın İçindeki Komite Toplantısı
Bazen düşünüyorum, beynimin içinde küçük bir yönetim kurulu var.
Ben
Aşırı düşünen ben
Boşverci ben
Aç olan ben
Toplantı açılıyor:
Aşırı düşünen ben: “Korumanın başkenti nedir? Bunu çözmeden devam edemeyiz.”
Boşverci ben: “Abi hayat kısa, kahve iç.”
Aç olan ben: “Simidi kim yedi?”
Ben ortada kalıyorum. Hakem yok. VAR sistemi yok. Herkes kendi haklı.
Güvenlik Meselesi Üzerine Gereksiz Derinlik
Koruma dediğimiz şey sadece fiziksel değil. Duygusal, sosyal, hatta bazen hayalî.
Mesela:
Mesajlara geç cevap vermek → duygusal koruma
Eski fotoğrafları silmek → zihinsel koruma
Bazı insanlardan uzak durmak → ruhsal koruma
Ama yine dönüyorum aynı yere:
Eğer koruma bu kadar geniş bir kavramsa, Korumanın başkenti nedir?
Belki de bu soru yanlış sorudur. Belki de doğru soru şudur:
“İnsan neden korunmak ister?”
Ama ben doğru soruları sormak yerine yanlış sorularda kamp kurmuş durumdayım.
Arkadaş Muhabbeti: Ciddiyetin Komik Çöküşü
Akşamüstü arkadaşla buluştum. Kafede oturuyoruz.
Ben:
“Düşünsene… Korumanın bir başkenti olsa neresi olurdu?”
Arkadaşım bakıyor.
“İzmir mi?” diyor.
Bir saniye duruyorum.
“Bak bu cevap fazla mantıklı oldu. Ben duygusal bir kaos bekliyordum.”
O da gülüyor:
“Abi sen fazla düşünüyorsun.”
Haklı.
Ama şöyle bir şey var: Fazla düşünmek bazen istem dışı bir spor. Yapmıyorum, oluyor.
Gündelik Hayatta Koruma Refleksleri
Kafede etrafa bakıyorum. Herkes bir şeyleri koruyor:
Laptopunu
Masadaki çantasını
Kahvesini (özellikle rüzgârdan)
Sosyal mesafesini (bazıları istemsiz)
Ve ben yine soruyorum:
Korumanın başkenti nedir?
Belki de bu şehirde yaşıyoruz. Belki de İzmir bile bir koruma başkenti. Çünkü herkes biraz kendini koruyor burada. Güneşten, hayattan, duygulardan…
Ama sonra garson geliyor:
“Çay tazeleme var mı?”
Hayat devam ediyor. Felsefe yarıda kalıyor.
Gece: Sessizlik ve Fazla Düşünmenin Final Turu
Eve döndüm. Balkon. İzmir gecesi. Uzaktan hafif bir rüzgâr.
Telefon elimde, ekran parlaklığı düşük. Düşünüyorum.
Koruma…
Herkes bir şeyleri koruyor.
Kalbini, zamanını, eşyasını, bazen de sadece suskunluğunu.
Ama yine o soru:
Korumanın başkenti nedir?
İç sesim bu sefer daha sakin:
“Belki de cevap yok.”
Ben:
“Olmaz. İnsan böyle bir soruyu cevapsız bırakamaz.”
İç ses:
“İzmir’de martılar bile bu kadar düşünmüyor.”
Son Bir Fikir: Belki de Başkent İçimizde
Bir an duruyorum.
Ya gerçekten bir başkent varsa… dışarıda değilse?
Ya koruma dediğimiz şey bir şehir değil de bir refleksse?
Belki de:
Kendimizi koruduğumuz anlar
Başkalarını kolladığımız anlar
Sessiz kaldığımız anlar
hepsi o başkentin sokaklarıdır.
Ama sonra bir martı daha bağırıyor.
Ve ben yine dağılıyorum.
Son Düşünce: Soru Kaldığı Yerde Güzel mi?
Belki de bazı sorular cevaplanmak için değil, insanın kafasını meşgul etmek için vardır. Korumanın başkenti nedir? sorusu da onlardan biri olabilir.
İzmir’de rüzgâr var. Martılar var. Simit var. Ve benim fazla düşünen beynim var.
Belki de başkent bir yer değil.
Belki de sadece “bir an”.
O an da bazen bir simit ısırığında, bazen bir sessizlikte, bazen de hiçbir şey yapmadan otururken saklı.
Değerli Zih okurları, “Korumanın başkenti nedir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!