İçeriğe geç

İBB’de kaç daire başkanı var ?

Merhaba değerli Zih okuyucuları. Bu yazımızda “İBB’de kaç daire başkanı var” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.

Kayseri’nin Sessiz Akşamlarında Aklıma Düşen İstanbul

Kayseri’de akşamlar hep biraz ağır gelir bana. Güneş dağların arkasına çekilirken şehir bir anda susar gibi olur. Sokaktan gelen ayak sesleri azalır, evlerin ışıkları birer birer yanar. Ben çoğu zaman odamda pencere kenarına oturur, defterime bir şeyler karalarım. 25 yaşındayım ve hâlâ içimde tam tarif edemediğim bir arayış var. Sanki hayatımın bir yerinde eksik kalan bir sayfa var da onu bulmaya çalışıyorum.

O gün de öyle bir akşamdı. Çayım soğumuş, bilgisayar ekranında yarım kalmış bir yazıya bakıyordum. Dışarıda rüzgâr hafif hafif esiyor, apartmanların arasından geçen sesler bana uzak bir şehirden yankılanıyormuş gibi geliyordu. İstanbul’u düşündüm. Herkesin kalabalık dediği ama benim içimde hep “ihtimal” gibi duran o şehri.

Ve nedense aklıma tek bir soru takıldı:

İBB’de kaç daire başkanı var?

Bir Soru, Bir Merak ve İçimde Büyüyen Boşluk

Bu soruyu ilk kez o gece düşündüm ama aslında içinde başka bir şey vardı. Sadece bir sayı merakı değildi bu. Bir düzenin içinde kaç insanın, kaç kararın, kaç odanın olduğunu bilme isteğiydi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi… Dışarıdan bakınca kocaman bir yapı. İçinde yollar, köprüler, metro hatları, parklar, su işleri, sosyal hizmetler… Hepsi bir düzenin parçaları. Ve o düzenin içinde “daire başkanları” var. Her biri kendi alanında bir kapıyı tutuyor gibi.

Kendime şunu sordum: O kapıların sayısı kaç?

Ama asıl sorum şuydu aslında: “Ben böyle bir yapının içinde olsam nereye ait olurdum?”

Bu soru içimde bir boşluk açtı. Kayseri’de küçük bir hayat yaşarken İstanbul’un o dev yapısı bana hem uzak hem de çekici geliyordu. Sanki bir yanda sessiz bir oda, diğer yanda hiç susmayan bir şehir vardı.

Günlüğüme Düşen İlk Cümle

O gece defterimi açtım. Kalem elimde biraz duraksadıktan sonra yazmaya başladım:

“Bugün İstanbul’u düşündüm. İBB’de kaç daire başkanı var bilmiyorum ama içimde sanki hepsinin arasında kaybolabilecekmişim gibi bir his var.”

Bu cümleyi yazarken garip bir şey oldu. İçimde bir heyecan kıpırdadı. Sanki o büyük yapının içinde ben de bir yer bulabilirmişim gibi… Ama aynı anda bir korku da vardı. Bu kadar büyük bir şeyin içinde insan nasıl kendini kaybetmeden kalabilir?

Kayseri’den İstanbul’a Uzanan Hayal

Ertesi gün işe giderken bile bu soru aklımdaydı. Otobüste camdan dışarı bakarken Kayseri’nin tanıdık sokakları bana biraz dar geldi. İnsan bazen yaşadığı yeri küçümsemez ama yetmediğini hisseder ya… İşte öyle bir şeydi.

Bir arkadaşım İstanbul’a taşınmıştı. Ona mesaj attım. “Orada hayat nasıl?” diye sordum. O da klasik cevaplardan birini verdi: “Yoğun ama güzel.”

Sonra dayanamadım ve yazdım:

“İBB’de kaç daire başkanı var biliyor musun?”

Gülücük emojisi attı. “Onu hiç saymadım ama çoklar” dedi.

O an içimde bir şey daha netleşti: Ben aslında sayı aramıyordum. Ben bir düzenin büyüklüğünü anlamaya çalışıyordum. İnsanların içinde nasıl yer bulduğunu, o dev yapının nasıl nefes aldığını merak ediyordum.

Kalabalığın İçinde Kaybolma Korkusu

İstanbul’u hiç uzun süreli yaşamadım. Ama gittiğim birkaç gün bile bana yeterince şey hissettirmişti. Metroya binmek, kalabalığın içinde yürümek, herkesin bir yere yetişiyor olması…

O kalabalığın içinde bir yüz olmak fikri beni hem çekiyor hem de korkutuyordu.

İBB gibi büyük bir yapıyı düşündüğümde, oradaki her daire başkanının aslında bir düzenin parçası olduğunu hissediyordum. Belki de bu yüzden “İBB’de kaç daire başkanı var?” sorusu bende sadece bilgi değil, bir anlam arayışına dönüşmüştü.

Çünkü her bir daire başkanı, bir şehrin başka bir yönünü taşıyordu sanki. Birisi suyu, birisi yolları, birisi sosyal hayatı… Ve ben, o parçaların arasında bir yerde durmayı hayal ediyordum.

Ama sonra kendime itiraf ettiğim bir şey vardı: Ben kalabalığın içinde kaybolmaktan korkuyordum.

Bir Günlüğün İçinde Büyüyen Şehir

O günlerde günlük tutma alışkanlığım daha da arttı. Her gece bir şeyler yazıyordum. İstanbul’u hiç yaşamadan İstanbul’u yazıyordum.

Bir sayfada şunu yazmışım:

“Eğer bir gün İBB gibi büyük bir yapının içinde olursam, kaç daire başkanı olduğu değil, kaç insanın hayatına dokunduğum önemli olacak.”

Bu cümleyi yazarken gözlerim dolmuştu. Çünkü aslında hayalim sadece büyük bir yere girmek değildi. Bir anlam bırakmaktı.

Ama yine de içimdeki merak bitmiyordu.

İBB’de kaç daire başkanı var?

Bu soru bazen bir çocuk sorusu gibi geliyordu bana. Ama bazen de bir yetişkinin dünyayı anlamaya çalışması gibi ağırdı.

Bir Telefon Görüşmesi ve Değişen Bakış

Bir akşam annemle konuşurken İstanbul’dan bahsettim. O her zamanki gibi temkinliydi.

“Orası büyük yer, dikkat et kendine” dedi.

Sonra durdu ve ekledi: “Büyük yerlerde insan kendini yalnız hissedebilir.”

Bu cümle içime işledi.

Telefonu kapattıktan sonra uzun süre sessiz kaldım. Gerçekten de mesele kaç daire başkanı olduğu değildi. Mesele o yapının içinde insanın kendini nerede hissettiğiydi.

O gece defterime şunu yazdım:

“Kalabalıklar büyüdükçe insan kendini daha çok mu arar?”

“İBB’de kaç daire başkanı var” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Zih ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

İstanbul’u Hiç Görmeden Anlamaya Çalışmak

Zaman geçtikçe İstanbul benim için bir şehir olmaktan çıkıp bir fikir oldu. İBB ise o fikrin içinde büyük bir yapı gibi duruyordu. İçinde düzen, disiplin, karmaşa ve hayat vardı.

Ama en çok da insan vardı.

Daire başkanları… Her biri bir sorumluluk, bir karar, bir yük taşıyordu. Belki de ben o yüzden bu soruya takılıyordum. Çünkü her “daire başkanı” kelimesinin arkasında bir insan vardı. Ve her insanın arkasında bir hikâye.

Ben kendi hikâyemi ararken onların hikâyesini düşünüyordum.

Bir Sabah ve İçimdeki Netlik

Bir sabah uyandığımda içimde garip bir sakinlik vardı. O gün ilk defa İBB’de kaç daire başkanı var sorusunu sormadım.

Çünkü fark ettim ki mesele sayı değilmiş. Mesele, insanın kendi yerini bulma isteğiymiş.

Kayseri’de küçük bir odada otururken bile insan büyük şehirleri düşünebiliyormuş. Ve belki de önemli olan, o düşüncelerin insanı nereye götürdüğüymüş.

Son Düşünce

Şimdi geriye dönüp baktığımda o soruyu hâlâ hatırlıyorum. Ama artık bende bıraktığı his farklı.

İstanbul artık gözümde bir uzaklık değil. Bir ihtimal.

Ve İBB, içinde kaç daire başkanı olduğu bilinmesi gereken bir kurumdan çok, insanın kendi yolunu ararken düşündüğü büyük bir yapı gibi.

Belki bir gün o yapının içinde olurum. Belki olmam.

Ama bildiğim bir şey var: İnsan bazen tek bir sorunun içinde kendi hayatını bulabiliyor.

Sizin İçin Seçtik: Üçüncül korunma düzeyinde hedef kimlerdir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://socialbayi.com https://korloff.com.tr https://dekorelle.com.tr Sitemap
vdcasino